T.C. ÇEPNİ BELEDİYE BAŞKANLIĞINA

ÖNERİ -A-
Konu: Çepni Kültür ve Doğa Turizmi Projesi – “Denizi Olmayan Bir Tatil Köyü” Konseptinin Geliştirilmesi, Tarihî Mirasın Korunması ve Yerel Kalkınmanın Desteklenmesi; sonuçta bu eylem ve yatırımların kasabamızın nüfus başta olmak üzere sosyal ve ekonomik sorunlarının çözümüne katkı sunacak birinci öneri.
Kasabamız Çepni’nin sahip olduğu doğal güzellikleri, tarihî değerleri ve kültürel mirası koruyarak geleceğe taşımak; yerel ekonomiyi canlandırmak, turizm potansiyelini geliştirmek ve nüfus kaybının önlenmesine katkı sağlamak amacıyla, bütüncül bir kültür ve doğa turizmi projesinin hazırlanmasını saygılarımla arz ve teklif ediyorum.
Çepni’nin sahip olduğu değerlerin bir bütün olarak değerlendirilmesi hâlinde, kasabamızın yalnızca günübirlik ziyaret edilen bir yer olmaktan çıkarak tarih, doğa, kültür, dinlenme ve yerel yaşamı bir araya getiren özgün bir turizm beldesine dönüşebileceğine inanıyorum.
Bu doğrultuda, “Çepni: Denizi Olmayan Bir Tatil Köyü” vizyonuyla; sit alanı olarak korunan kayalıklarımızın kültür ve doğa turizmi açısından değerlendirilmesini, Surp Sarkis Ermeni Kilisesi’nin Etnografya Müzesi olarak turizme kazandırılmasını ve bu iki önemli miras unsurunun ortak bir tanıtım ve ziyaret rotasında birleştirilmesini öneriyorum.
PROJENİN VİZYONU: “ÇEPNİ, DENİZİ OLMAYAN BİR TATİL KÖYÜ”
Deniz kıyısında bulunmayan kasabamızın turizm açısından farklı ve özgün bir kimlik kazanabileceğini düşünüyorum. Çepni’nin doğal ve tarihî değerlerini ön plana çıkaran bu konsept; doğa yürüyüşleri, tarihî mekânlar, kültürel miras, manzara noktaları, rehberli geziler ve yerel yaşam deneyimini bir araya getirmeyi amaçlamaktadır.
Buradaki hedef, yoğun yapılaşmaya dayalı bir turizm modeli oluşturmak değil; mevcut değerlerimizi koruyarak tanıtmak, ziyaretçilere nitelikli bir deneyim sunmak ve turizmin kasaba merkezindeki ekonomik ve sosyal yaşama katkıda bulunmasını sağlamaktır.
SİT ALANI OLARAK KORUNAN KAYALIKLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
Kasabamızın önemli doğal ve tarihî değerleri arasında bulunan kayalıkların; yaklaşık bin yıllık geçmişe sahip olduğu belirtilen tarihî izleri, üst düzlüğündeki su sarnıçları ve gömü alanları, kayalara oyulmuş mekânları ve doğal mağara yerleşimleriyle araştırılmaya ve korunmaya değer bir miras niteliği taşıdığı düşünülmelidir..
Bu alanın sit statüsü altında korunuyor olması, projenin temel hareket noktası olmalıdır. Öncelikle sit kararının türü, sınırları ve geçerli koruma koşulları ilgili resmî belgeler üzerinden netleştirilmelidir.
Bu kapsamda;
- Su sarnıçlarının, mağaraların, kaya oyma mekânların ve gömü alanlarının uzmanlarca araştırılması ve belgelenmesi,
- Alanın arkeolojik, jeolojik, doğal ve kültürel değerlerinin belirlenmesi,
- Korunması gereken hassas bölgelerin tespit edilmesi,
- Tarihî geçmişin bilimsel araştırmalarla ortaya çıkarılması ve ziyaretçilere doğru bilgilerle aktarılması,
- Belediye, ilgili koruma kurulları, müze müdürlüğü, kültür ve turizm birimleri ve uzman kuruluşlarla iş birliği yapılması
Temel amaç, kayalıkların doğal ve tarihî dokusuna zarar vermeden korunmasını sağlamak ve yetkili kurumların uygun bulduğu ölçüde kontrollü ziyaret imkânları geliştirmektir.

KAYALIKLARIN DİBİNDEN BAŞLAYAN YÜRÜYÜŞ YOLU, SEYİR TERASLARI VE AYDINLATMA KONSEPTİ
Yukarda belirttiğimiz kriter ve değerlendirmeler çerçevesinde; kayalıkların alt sınırını takip ederek soldan sağa doğru ilerleyen, doğal arazi yapısına uyumlu bir yürüyüş rotası oluşturulmasının değerlendirilmesini öneriyorum.


Konsept kapsamında, gerekli izinlerin alınması ve uzman incelemelerinin olumlu sonuçlanması hâlinde;
- Kayalıkların dip hattını izleyen bir yürüyüş güzergâhı,
- Uygun noktalarda manzarayı izlemeye yönelik seyir alanları,
- Mağaraların ve kaya oyma mekânların çevresinde kontrollü ziyaret noktaları,
- Ziyaretçilerin dinlenebileceği küçük duraklar,
- Sarnıçlar ve tarihî mekânlar hakkında bilgi veren tanıtım panoları,
- Güvenli ziyaret ve yönlendirme işaretleri,
- Koruma koşulları elveriyorsa düşük seviyeli ve çevreyle uyumlu aydınlatma
gibi düzenlemeler değerlendirilebilir.


Aydınlatma ve seyir terasları dâhil tüm fiziksel müdahaleler, sit alanının koruma statüsü, doğal yaşam, kaya güvenliği ve tarihî dokusu dikkate alınarak planlanmalıdır. Kalıcı yapılaşma yerine mümkün olan durumlarda mevcut patikaların ve düşük etkili, geri döndürülebilir çözümlerin önceliklendirilmesi uygun olacaktır.





Bu bölümde kullanılan görsellerin temsili konsept tasarımı olduğu, uygulama projesi veya izin alınmış bir yapılaşma planı niteliği taşımadığını belirtmek isteriz.





SURP SARKİS ERMENİ KİLİSESİ’NİN ETNOĞRAFYA MÜZESİ OLARAK TURİZME KAZANDIRILMASI.
Çepni’nin tarihî hafızasının önemli unsurlarından biri olan Surp Sarkis Ermeni Kilisesi’nin, resmî restorasyon izninin alınmış olduğu dikkate alınarak, özgün mimari ve tarihî kimliği korunmak suretiyle restore edilmesi ve Etnografya Müzesi olarak değerlendirilmesi her yönüyle çok önemli bir atılım sağlayacaktır.


Bu tarihî yapının müze işlevi kazanması, kasabamızın geçmişini, kültürel birikimini, geleneklerini ve toplumsal yaşamını gelecek kuşaklara aktarmak bakımından önemli bir fırsat oluşturacaktır. Kasabanın, çevre yerleşim yerlerinden o kadar çok farklılıkları var ki, – biz buna “çeşitlilikler”de diyebiliriz – bütün bu farklılıkların ortaya çıkarılması ve yüzyıllardır bu çeşitliliğin, farklılığın nasıl bir ortak kültür, ortak yaşam oluşturduğunun sosyal ve maddi delillerle teşhir edilmesi önemlidir. Kasabanın ilk kurucu unsuru Ermeniler, Türkmen boylarının Anadolu’ya gelmesiyle başlayan göçebe boyların beldeye yerleşmesi, doğal ve sosyal olaylar sonucu özellikle Rumeli, Erzurum, Kars, Malatya beldelerinden ve çevre yerleşim yerlerinden gelenler; sonuç itibarıyla değişik demografik yapıların bir araya gelmesiyle oluşan günümüz Çepni Kasabası 62 Sülalenin oluşturduğu bir sosyal yapıya sahiptir. Çepni’yi ayrıcalıklı kılanda, farklılıkları zaman tünelinde sentezleyerek ortak bir kültür çıkarması değil midir…Bunun için Surp Sarkis Ermeni Kilisesi’nin “Etnografya Müzesi” formatında olması öngörülmüş, Kayseri Üniversitesi bu çerçevede konseptini hazırlamış ve Bakanlık da bu çerçevede restorasyon iznini vermiştir. Konseptin hedef kitlesi sadece yerleşikler değil; yöre ve Anadolu’nun binyıllar gerisine dayanan tarihi geçmişini, kültürleri, gelenek ve yaşam şekillerini öğrenmek isteyen, takip eden kitle olmalıdır.
Bu tarihî yapının müze işlevi kazanması, kasabamızın geçmişini, kültürel birikimini, geleneklerini ve toplumsal yaşamını gelecek kuşaklara aktarmak bakımından önemli bir fırsat oluşturacaktır. Kasabanın, çevre yerleşim yerlerinden o kadar çok farklılıkları var ki, – biz buna “çeşitlilikler”de diyebiliriz – bütün bu farklılıkların ortaya çıkarılması ve yüzyıllardır bu çeşitliliğin, farklılığın nasıl bir ortak kültür, ortak yaşam oluşturduğunun sosyal ve maddi delillerle teşhir edilmesi önemlidir. Kasabanın ilk kurucu unsuru Ermeniler, Türkmen boylarının Anadolu’ya gelmesiyle başlayan göçebe boyların beldeye yerleşmesi, doğal ve sosyal olaylar sonucu özellikle Rumeli, Erzurum, Kars, Malatya beldelerinden ve çevre yerleşim yerlerinden gelenler; sonuç itibarıyla değişik demografik yapıların bir araya gelmesiyle oluşan günümüz Çepni Kasabası 62 Sülalenin oluşturduğu bir sosyal yapıya sahiptir. Çepni’yi ayrıcalıklı kılanda, farklılıkları zaman tünelinde sentezleyerek ortak bir kültür çıkarması değil midir…Bunun için Surp Sarkis Ermeni Kilisesi’nin “Etnografya Müzesi” formatında olması öngörülmüş, Kayseri Üniversitesi bu çerçevede konseptini hazırlamış ve Bakanlık da bu çerçevede restorasyon iznini vermiştir. Konseptin hedef kitlesi sadece yerleşikler değil; yöre ve Anadolu’nun binyıllar gerisine dayanan tarihi geçmişini, kültürleri, gelenek ve yaşam şekillerini öğrenmek isteyen, takip eden kitle olmalıdır.
Dolayısıyla, müzenin içeriği; tarihî fotoğraflar, belgeler, geleneksel ev ve yaşam eşyaları, yöresel kıyafetler, el sanatları, sözlü tarih kayıtları ve kasabanın geçmişine ışık tutan diğer materyallerden oluşacaktır. Sergileme yaklaşımının bilimsel araştırmalara dayanması ve Çepni’nin farklı dönemlerdeki kültürel mirasını saygılı, doğru ve kapsayıcı bir dille anlatması önem taşımaktadır.
KAYALIKLAR VE ETNOĞRAFYA MÜZESİNİN ORTAK TURİZM ROTASINDA BİRLEŞTİRİLMESİ
Kayalıkların tarihî ve doğal değerleri ile Surp Sarkis Ermeni Kilisesi’nin müze olarak değerlendirilmesinin birlikte ele alınması, Çepni için birbirini tamamlayan iki önemli ziyaret noktası oluşturabilir.
Bir tarafta doğal kayalıklar, mağaralar, sarnıçlar ve tarihî kaya mekânları; diğer tarafta ise kasabanın kültürel hafızasını yansıtan tarihî kilise ve Etnografya Müzesi yer alacaktır.
Böylece Çepni, yalnızca doğal güzellikleriyle değil, tarihî ve kültürel mirasıyla da tanınan bir turizm beldesi hâline gelebilir
NÜFUSUN KORUNMASI VE ÇEPNİ’NİN GELECEĞİ
Anadolu’da Çepni gibi bir beldenin nüfusunun korunması, hatta dışarıdan insan çekmesi için bence en önemli mesele şudur: İnsanlara yalnızca doğdukları yerde yaşama nedeni değil, orada gelecek kurma imkânı vermek gerekir.
Bir insan memleketini sevebilir, ailesine bağlı olabilir, çocukluğunun geçtiği sokakları özleyebilir. Ama işi yoksa, çocuğunun eğitimi yetersizse, sağlık hizmetine ulaşamıyorsa ve sosyal hayatı zayıfsa, bir süre sonra göç etmek zorunda kalabilir. Dolayısıyla nüfusu korumak sadece kültürel bir mesele değil; aynı zamanda ekonomik, sosyal ve yönetsel bir meseledir.
Çepni gibi Anadolu beldelerinde çözüm, büyükşehirleri taklit etmekten ziyade, beldenin kendi avantajlarını ortaya çıkararak insanların hayatını kolaylaştırmaktır.
Bugün haklı olarak Belediyemizce devamlı gündeme getirilen en önemli sorun budur. Kasabamızın nüfusunun azalması; ekonomik hayatın zayıflaması, gençlerin başka yerleşimlere yönelmesi ve sosyal imkânların daralması, bunlardan daha vahimi son yıllarda karşı karşıya kalınan “kasaba” statüsünden “köy” statüsüne düşmesi gibi uzun vadeli riskler doğurabilir.
Elbette bu projenin tek başına nüfus artışını garanti etmeyeceği açıktır. Ancak, resmi nüfus verilerine göre kasabamızın idari statüsünün geleceği, bazı tedbirlerin alınmasını gerekli olmaktan öte mecbur kılmaktadır. ‘’Denizi Olmayan Tatil Köyü’’ ifademizin temel espirisi budur. İnsanlar, özellikle de yeni nesil gerek iş-ekmek parası için kasabayı terk etmekte, gerekse tatillerini geçirmek için sahilleri, denizi ve doğayı tercih etmektedir. Bunu önlemek mümkün değildir fakat, nüfusun tamamen kopmasını en aza indirmek mümkündür. Mevcut doğal ve tarihi kapasitenin insan yaşamına etkisi ne olabilir sorusu önemlidir. Önerimiz bu çerçevede değerlendirilmelidir. Böyle bir konseptin gerçekleştirilmesi halinde; ekonomik canlılık, istihdam ve yaşam kalitesindeki gelişmeler, nüfus kaybının yavaşlatılmasına ve uzun vadede nüfusun korunup artırılmasına katkı sağlayabilir inancındayız.
Yukarıda arz edilen gerekçeler doğrultusunda;
- Çepni’nin doğal ve kültürel mirasını kapsayan bir kültür ve doğa turizmi projesi hazırlanmasını,
- Sit alanı olarak korunan kayalıkların araştırılması ve koruma koşullarına uygun turizm olanaklarının belirlenmesini,
- Kayalıkların dip hattında yürüyüş rotası, uygun seyir noktaları, bilgilendirme düzenlemeleri ve aydınlatma seçeneklerinin yapılabilirliğinin incelenmesini, (yukarda paylaştığımız görseller birer örnekleme ve önermedir.).
- Surp Sarkis Ermeni Kilisesi’nin mevcut restorasyon izinleri (T.C. Dışişleri Bakanlığı, Araştırma ve Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğü’nün, 27.01.2015 tarih,55433056-40520-2015/7626770 sayılı onayı ile restorasyon izni alınmış ve belediyemize ibraz edilmiştir.) ve koruma koşulları doğrultusunda restore edilerek Etnografya Müzesi olarak değerlendirilmesinin ilgili kurumlarla birlikte ele alınmasını,
- Kayalıklar ile müzenin ortak bir kültür ve doğa turizmi rotasında birleştirilmesini,
- “Çepni: Denizi Olmayan Bir Tatil Köyü” konseptinin tanıtım ve yerel kalkınma stratejisinde değerlendirilmesini,
- Projenin yerel ekonomiye, istihdama, genç nüfusun kasabada kalmasına ve nüfusun korunmasına sağlayabileceği katkıların araştırılmasını,
- Gerekli kurumlar arası iş birliğiyle koruma odaklı fizibilite çalışmalarının başlatılmasını saygılarımla arz ve teklif ederim.
ÖNERİ -B-
Konu: Çepni ile İnkışla’nın siyasi ve idari birleşme imkânının değerlendirilmesi ve sürecin üst düzey kamu yöneticilerinin öncülüğünde başlatılması hakkında öneri.
Çepni kasabamızın geleceği, nüfusunun korunması ve bölgemizin sosyal, ekonomik ve idari açıdan güçlendirilmesinin ikinci ayağı-alternatifi, Çepni ile yakın çevremizde bulunan ve muhtarlık statüsünde olan İnkışla ile Çepni’nin siyasi ve idari bir birliktelik oluşturması, her iki yerleşim açısından da karşılıklı faydalar sağlayabilecek bir seçenek olabilir.
Böyle bir birleşmenin temel amacı, yalnızca Çepni’nin belediye statüsünü korumaya çalışmak olmamalıdır. Asıl hedef; iki yerleşimin ortak çıkarlarını gözeterek nüfus, ekonomik faaliyetler, yerel hizmetler ve bölgesel kalkınma bakımından daha güçlü bir yapı oluşturmaktır.
Birleşme seçeneği kapsamında şu hususların değerlendirilmesini öneriyorum:
- Çepni’nin belediye statüsünü ve yerel yönetim kapasitesini koruma imkânlarının araştırılması,
- İnkışla’nın bu süreçte elde edebileceği idari, sosyal ve ekonomik faydaların belirlenmesi,
- İki yerleşimin ortak ihtiyaçlarının ve uzun vadeli kalkınma hedeflerinin tespit edilmesi,
- Ortak projeler, altyapı yatırımları, turizm ve ekonomik faaliyetler yoluyla bölgenin cazibesinin artırılması,
- Her iki yerleşimin halkının görüşlerinin alınarak toplumsal desteğin oluşturulması.
Burada önemli olan, birleşmenin tek taraflı bir talep veya yalnızca Çepni’nin sorunlarına yönelik bir çözüm olarak görülmemesidir. Süreç, iki tarafın da yararını esas alan, karşılıklı güvene dayalı bir ortak gelecek projesi olarak yürütülmelidir.
Birleşme süreci siyasi bir irade gerektirmektedir?
Çepni ile İnkışla’nın birleşmesi konusu, yalnızca teknik veya bürokratik bir işlem olarak ele alınmamalıdır. Böyle bir girişimin başarıya ulaşması için güçlü bir siyasi irade, ortak hedefler ve uzun vadeli bir yaklaşım gereklidir.
Bu nedenle önerim, konunun başlangıçta bir siyasi ve idari birleşme girişimi olarak ele alınması; ilgili kurumların, yerel temsilcilerin ve her iki yerleşimin halkının katılımıyla somutlaştırılmasıdır.
Buradaki siyasi irade, herhangi bir siyasi partiye bağlılık anlamında değil, bölgenin geleceği için ortak karar alma ve gerekli girişimleri kararlılıkla yürütme iradesi anlamında değerlendirilmelidir.
Birleşmenin hangi idari ve hukuki yöntemle gerçekleştirilebileceği ise ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurumlar tarafından incelenmelidir.
Sürece kimler öncülük etmelidir?
Böylesine önemli ve uzun vadeli sonuçlar doğurabilecek bir girişimin, yalnızca yerel düzeyde yürütülmesi yeterli olmayabilir. Sürecin güvenilir, tarafsız ve kurumsal bir zeminde ilerlemesi için kamu yönetiminin üst kademelerinde görev yapan, toplumda saygınlığı bulunan yöneticilerin öncülüğü önemlidir.
Bu kapsamda;
- Valilik makamının koordinasyon ve yönlendirmesi,
- İlgili kaymakamlığın sürece kurumsal katkı sağlaması,
- Çepni Belediye Başkanlığının girişime öncülük etmesi,
- İnkışla’nın muhtarlığı ve yerel temsilcilerinin sürece aktif katılması,
- Gemerek Jandarma Komutanlığının da sürece dahil edilmesi,
- Gerekli görülmesi hâlinde ilgili diğer kamu kurumlarının ve hukuk uzmanlarının görüşlerinin alınması sürecin başarılmasını doğrudan etkiler.
Özellikle valilik ve kaymakamlık düzeyinde saygın kamu yöneticilerinin öncülüğünde oluşturulacak bir çalışma ve istişare mekanizması, konunun kişisel veya dönemsel yaklaşımlardan uzak, kurumsal ve uzun vadeli bir anlayışla ele alınmasına katkı sağlayabilir.
Bu yaklaşım, taraflar arasındaki güvenin güçlendirilmesi, olası görüş ayrılıklarının yapıcı biçimde değerlendirilmesi ve hukuken uygulanabilir seçeneklerin belirlenmesi açısından önemlidir.
Önerilen ilk adımlar
Sürecin somut ve sonuç odaklı ilerlemesi için aşağıdaki adımların atılmasını önerebiliriz.
Birinci adım: Çepni Belediye Başkanlığı tarafından konunun resmî bir öneri olarak değerlendirilmesi ve ilgili kurumlarla ilk temasların kurulması.
İkinci adım: Valilik ve kaymakamlık nezdinde görüşmeler yapılarak Çepni ile İnkışla’nın birleşme imkânının idari, hukuki, nüfus ve yerel yönetim boyutlarıyla incelenmesi. (2025’de kasabamızda halkla yapılan sohbet toplantısında kaymakamın birleşme konusundaki önerisi çok önemlidir.)
Üçüncü adım: İnkışla’nın yerel temsilcileriyle görüşülerek karşılıklı beklentilerin, olası kazanımların ve çekincelerin belirlenmesi.
Dördüncü adım: Her iki yerleşimin halkının görüşlerinin alınması ve toplumsal desteğin değerlendirilmesi.
Beşinci adım: Yetkili kurumların değerlendirmeleri doğrultusunda uygulanabilir seçeneklerin, gerekli işlemlerin ve muhtemel takvimin belirlenmesi.
Çepni ve İnkışla arasında geliştirilebilecek ortak bir gelecek vizyonu; yalnızca mevcut bir soruna çözüm bulmak değil, bölgemizin geleceğini ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan daha güçlü hâle getirmek olur.
Bu nedenle Çepni ile İnkışla’nın siyasi ve idari birleşme imkânının resmî olarak değerlendirilmesini, konunun valilik ve kaymakamlık düzeyindeki saygın kamu yöneticilerinin öncülüğünde ele alınmasını ve gerekli istişare sürecinin başlatılması gerekir diye düşünüyorum.
SONUÇ
Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz. Kasabamızın ekonomik ve sosyal olarak bir çok sorunu var. Son elli yılda gerek ülkenin gerekse genel konjektürel etkilerden dolayı sahip olduğumuz değerlerin bir kısmını kaybettik, bir kısmı da eski etkinliğini kaybetti. Bunların farkındayız. “Orası benim” diyen her Çepnili, hangi coğrafyada yaşarsa yaşasın, kendini sorunlardan bihaber ve duyarsız görmemeli.
İçinde bulunulan durumun objektif, kişilerden bağımsız; aidiyet duygusu ile değerlendirilip sorunlara çözüm önermek her Çepnilinin görevidir.
Geçmiş geçmiştir denir ama, “geçmiş” dediğimiz yaşanmışlıklarda öyle an ve dersler vardır ki, ciddiye almadığın, görmemezlikten geldiğin an bu gafletin bedelini zaman sana bir şekilde ödettirir…
Bugün kasabamızın yaşadığı sorunlar 2010 yılında “Çepni Kasabasının Sorunları ve Çözüm Önerileri” başlığında iki gün süren sempozyumda her yönüyle tartışılıp; tarımdan turizme, eğitimden insan kaynaklarına ve nüfus sorunu da dahil bütün sorunlar tartışılıp bölgeselve bilimsel verilerle çözümleri ortaya konulmuş, yerel yöneticilere bir eylem planı olarak sunulmuştu…
Sonuç olarak; sorun kasabanın taşı toprağı, değerleri değil; sorun, yöneten ve yönetilen insanlarımız…
Evet, bir şeyler yapılmalı.
Yapılması gerekeni projelendirecek olan yerel yöneticilerdir…
Biz yönetilenlerin görevi; çözüm içeren projelere destek olmak, varsa eğer önerilerimizi sunmaktır.
Bu çerçevede birinci önerinin özü:
Çepni’nin doğal ve kültürel mirası, kasabamızın geçmişini geleceğe bağlayan en önemli değerler olan kayalıklarımızın korunarak tanıtılması ve Surp Sarkis Ermeni Kilisesinin Etnografya Müzesi olarak değerlendirilmesi başka bir ifade ile bu iki değerin ortak bir turizm konsepti çerçevesinde buluşturulması; Çepni’nin tanırlılığını artırabilir, yerel ekonomiye yeni fırsatlar sağlayabilir, kültürel hafızayı canlı tutabilir ve kasabamızın nüfusunu korumaya yönelik uzun vadeli hedefleri destekleyebilir.
İkinci ise “Çepni ve Inkışlanın “siyasi ve idari birleşmesi” önerisidir.
İki yıldır nüfus azalmasını engellemek ve risk sınırının üstüne çıkarmak için yalnızca “Memleketinizi unutmayın” demenin yeterli olmadığı, uzun vadeli ve sonuç alıcı önlemlerin zaman kaybetmeden eyleme dönüştürülmesi gerçeği görülmüş olması gerekir.
Belediye başkanlığımızca, iki önerinin değerlendirilmesini saygılarımla arz ederim.
Emsalettin TEMEL
Not: ÖNERİ -I- i, “ ÇEPNİ CAMİ – Bir Tarihi Eser ve Toplumsal Bellek I.” başlığı ile paylaşmıştık.
Ek:
– Kilisenin tescil kararı. ( T.C. Kültür Bakanlığı’nın ilgili yazısı).
-Bakanlığın restorasyon izni.



Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.